Öğrencilere Duyuru: 1 – 4 Haziran 2010 ders katılım durumu

ogrencilere-duyuru-1-4-haziran-2010-ders-katilim-durumu

Her yıl düzenlenen ve etkileşimli mecraların en ciddi toplantılarından birisi olan IAB Interact Congress bu sene 2-3 Haziran tarihlerinde Barselona’da gerçekleştirilecek. Konuyla çok yakından ilgilenen birisi olarak ben de kongreye katılacağım. Dolayısıyla bu haftaki derslerde bulunamayacağım. Bir önceki dersimizde konuştuğumuz dokümanlara, blogun yayın bölümünden ualaşabilirsiniz.

Herkese iyi haftalar.

Başlamak bitirmenin yarısıymış sahiden, başladım…

baslamak-bitirmenin-yarisiymis-sahiden-basladim

Yazı yazmak… Bir şeyler karalamak… Bir taraftan mesleğin olmazsa olmazı… Bir taraftan zaten genelde sevdiğim bir uğraş… Ama Sertaç’ın “transfer teklifinden beri” sanki üstümdeki bir ağırlık bunu geciktirdikçe geciktirdi. Ta ki bugüne kadar…

Internet Gazeteciliği dersinde “blog nasıl yapılır”ı öğretiyor olmamıza rağmen (Arş. Gör. Behlül Çalışkan ile beraber) kendime ait bir blog açma üşengeçliği şimdilik arada burada konuk sanatçı olmam konusunda bana da ikna edici geldi. Bonservisim elimde olduğu için (Bosman kuralları sağolsun) Sertaç’a da herhangi bir masraf çıkarmadım.

Her neyse öncelikle yakın zamanda gerçekleştirilen “New Media and Interactivity” kongresinden bahsetmek istiyorum. Bizim de Sertaç’la Sosyal paylaşım Ağları ile ilgili bir çalışma ile katıldığımız kongrede 21 oturumda 80 kadar akademisyen bildiri sundu. Bu oturumların 11’i İngilizce 10’u ise Türkçe gerçekleşti. Konu ile ilgili çeşitli yeni fikirler ve öneriler tartışıldı. Bir öncekini 4 yıl önce yaptığımız bu kongreyle ilgili özellikle yabancı katılımın yüksek olması bizi sevindirdi. Bir sonrakinin 2014’e kalmamasını umduğum kongrede bence önemli aksaklıklar da vardı. Özeleştiri yapmak gerekirse, her ne kadar Y.Lisans seviyesinde ders gören ve tezini yazan özellikle bilişim bilim dalındaki arkadaşları, yapılan sunumlar, biz de bu işi rahat yaparmışız meğer gibi düşüncelere ve yorumlara sevk etmişse de aslında bu o kadar da basit bir durum değil. Maalasef bu kongrede sadece özet üzerinden çalışmaların kabulü gerçekleştiği ve tam metinler bir hakem heyeti tarafından detaylı incelenmediği sadece editöryal bir aşamadan geçirildiği için kongrede bazı çalışmaların yetersiz olduğu eleştirisi yapıldı. Bence de haklı bir eleştiriydi ve eminim düzenleme komitemiz tarafından bir dahaki kongrede dikkate alınacak hususların en başında da bu konu gelecektir.

Gelelim şimdi de öz özeleştirimize. Sosyalleşmenin Yeni Yüzü: Sosyal Paylaşım Ağları adlı evsahibim ile yaptığımız çalışma ile de ilgili gelen yorumlardan biz de çeşitli dersler çıkarmaya çalıştık. Sunum ve görseller olarak ayrıca senaryolaştırma açısından herkesin takdirini kazanan çalışma, bilimsel içeriğin, sunum sırasındaki aktarımı bakımından, yetersiz gözüktüğü yorumu kulağımıza en çok çalınan eleştiriydi. Okununca içerik olarak yeterli görülen ancak sunum esnasında dinleyiciler tarafından daha önce görülmeyen bir metin olduğu için izleyenlerde bir yarım kalmışlık hissi yaratması bizimde ilk etapta dikkat etmediğimiz ancak sunumun hemen sonunda karşılıklı bakışıp aynı tespiti yaptığımız bir durum oldu. Ancak vakit açısından baktığımızda bize verilen sürenin tümünü kullandığımız düşünülürse demek ki yapmamız gereken içerik ile sunum bölümünü harmanlamak olmalıydı diye bir sonuç çıkardım kendi adıma. Sonuç olarak kendimizce bazı önemli tespitler yaptığımız çalışmamızın bu alanda öncü bir çalışma olduğunu ve bundan sonra bu alanda yapılacak birçok çalışmada belki de büyük bir merdivenin küçük bir basamağı olarak bazı temel kavramlara ışık tuttuğunu söylememiz gerekiyor.

Sertaç’la konuşurken blogda da tıpkı gerçek hayatımızda olduğu gibi her telden çalabileceğimiz konusunda hemfikir olmuştuk. Dolayısıyla burada benim kişisel olarak çok ilgilendiğim spor başlıklı konulardan, sporun felsefesinden, endüstrisinden veya eğlencesinden de arada dem vurmak istiyorum. Spor deyince tabi her gazetenin spor sayfasında olduğu gibi ve her Türk erkeğinin üstünde ahkam kesmeye çok meyilli olduğu özellikle futbol başlıklı hikayeleri sizlerle paylaşmayı sanırım tercih edeceğim. Bu konuda özellikle dünya kupasını bekleyeceğim sanırımJ Çünkü şu anda ülkemizdeki futbol iklimi maalasef benim zihinsel ve bedensel sağlığım açısından çok ılıman değil. Bunun nedenini beni yakından tanıyanlar bilir. Bunu ara sıra twitterda da dile getiriyorum zaten.  Bu konuda sadece şunu söylemek istiyorum. Takım farkı gözetmeden üzüldüğüm tek nokta sonuna geldiğimiz lig maratonunda özellikle son haftalarda ortaya atılan dedikodulara inanan insanların inanmayanlardan fazla olduğu gerçeği. Biz her ne kadar marka değerinin yükseldiğini iddia etsek de, ne üç büyüklerden başka bir takımın şampiyon olabileceğine dair bir inanç var, ne de son haftalarda yapılan hataların gerçekten hata olduğuna dair. Bu konuyu şu diyalogla sonlandırayım. Yakın bir arkadaşımın 10 yaşındaki oğlu son hafta maçları için biz almışızdır baba değil mi o maçı dedi ya, ben artık bunun üstüne bir laf etmeyip şimdilik bu postu sonlandırayım…

Sallan yuvarlan…

sallan-yuvarlan

Spamdan nefret ettiğimi söylemiş miydim? Kendince haklı sebebi olan insanlara söylüyorum: Bari bu blogdan uzak durun! Size ne zararı var?

3200′ün üzerinde spam temizledim blogumdan. Sinir oldum, yoruldum. Hoş her işte pozitif bir taraf vardır diye düşünerek dedim ki şu tasarıma da bir el atayım. Daha önceden zaten “Mac” görünümlü olan blogu biraz daha renkli bir “Mac” görünümüne büründürdüm. Bu da hoşuma gitti, keyifle kullanalım:)

Bu arada bir de iyi haber vereyim diyeceğim ama sürprizin gazı kaçmasın. En iyisi o haberi de artık sürprizin kendisi verir!

Konser iptal, albume devam!

konser-iptal-albume-devam

15 senelik muzik hayatim boyunca sadece bir kere konser iptali haberi duyurmustum. Bugun ikincisini giriyorum. Ne yazik ki Flotsam and Jetsam ile 11 Nisan’da verecegimiz konser ,organizasyon sirketinin inisiyatifiyle iptal edilmis durumda.

Konser duyuruldugundan bu yana sadece 21 bilet satilmis! Her ne kadar guzel memleketimde rock ve metal konseri biletleri son iki uc gunde satis arttiriyorsa da bu gercekten cok dusuk bir sayi. Tamam, Saxon’da 30, Motorhead’de belki 50-60 kisi gibi konserler de yasadik ama 21 gercekten efsane bir rakam! organizasyon sirketi gereginden fazla riske girince, bir “business” karari almak gerekti ve ortaya bu sonuc cikmis oldu. Sirketi haksiz bulmak mumkun degil en nihayetinde bu bir is, salt “kardeslik” duygulari ile gunu cevirmek pek mumkun degil. F&J de ayni kanida olacak ki sahne fiyatini dusurme konusuna yanasmamis. Ne diyelim? Saglik olsun!

Ortaya cikmis olan enerjiyi bista birakmiyoruz ve albume yonlendiriyoruz. 3 parca neredeyse bitti gibi. Yakinda paylasmaya baslariz.

Transfer Çalışmaları!

Evet yanlış okumadınız. Ben de transfer çalışması yapıyorum. Kimi nereye mi transfer etmeye çalışıyorum? Necmi Emel Dilmen’i bu sayfalarda yazması için ikna etmeye gayret gösteriyorum. Emel, bir kısmınızın bildiği üzere, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Bilişim Anabilim Dalı’nda çalışmalarını sürdürmekte. Çok da değerli bir bilim insanı. En son DIKW (VEBB) Hiyerarşisi’ni anlatırken görenleri vardı:

Fikirlerinin yanısıra kalemi de çok güçlüdür. İster spor olsun ister bilimsel yazınları olsun bu sayfalardan anlatacak çok şeyi olduğunu düşünüyorum. Zaten birlikte çalıştığımızda da oldukça ciddi bir ikili oluruz:

Dedim ki kendi kendime “Hani bu kadar birlikte çalıştık, kafa patlattık. Neden gelip burada yazmasın?” Aramızda şöyle bir diyolog geçti:

- Yahu düşündüm de neden gelip blogda yazmıyorsun?
- Yazarım tabi de durup duruken nerden geldi şimdi aklına?
- Çalışırken düşündüm (Bugünlerde bir makale üzerinde birlikte çalışıyoruz.) bence gelip burada bir köşede yazmalısın.
- Ya ona bakarız!
- Nesine bakacağız? Gel yaz işte.
- Tamam ama ben spor hakkında da yazarım.
- Yazmazsan bozulurum!
- İyi o zaman acele etme bir konuşalım.

Bu giriş ile bir baskı oluşturacağımı düşünüyorum. Baskı grubunu genişletmek için her türlü katılıma açığım. Bir de geçmiş yıllardan bir  fotoğraf koyup işi duygusal bir boyuta da taşıyayım:

Emel’in ardından belki Dr. Tolga Kara, hatta Singapur’da çalışmalarını sürdüren Dr. Barbaros Bostan da bize katılır? Neden olmasın değil mi?

Ufukta bir albüm ve bir kaç konser var!

ufukta-bir-album-ve-bir-kac-konser-var

Bugünlerde işler o kadar bastırmışken – hani ne kadar çok bastırdı anlatamam – vazgeçemediğim müzik hayatım da aksi bir eğri çizeceğine yükselen bir trende girmiş durumda. nreAson ile albüm kayıtları sıkı bir şekilde devam ediyor. Geçen gün ismi “Look Up into the Sky” isimli parçamızı bitirdik. Dinleyince “vay vay vay vay” dedim kendi kendime. Eh hazır hızımızı almışken albümü bitirelim de evire çevire dinleriz dedik. Dedik de o kadar kolay olmuyor. Gitar kayıtlarını hemen hemen bitirmiş durumdayız. Bas gitarların da bir kısmı bitmiş durumda. Davullar da az çok tonalite sahibi oldu. Eh artık Ferit ile birlikte oturup vokalleri kaydedip, melodi ve solo gitarlara geçmenin vakti.

Bu arada bir de 11 Nisan 2010′da sahne alıyor olacağız. Hem de köklü geçmişe sahip olan, Jason Newsted’in eski grubu olarak da bilinen thrash metalciler, Flotsam and Jetsam ile birlikte! Detaylar www.nreason.net ve facebook sayfasında. Bekleriz efenim!

Tasarım Değişikliği

tasarim-degisikligi

Bugünlerde wordpress uygulamaları ile fazlasıyla haşır neşir olmuşken blogumun tasarımını değiştireyim dedim. Bana yakın olan çevrem Apple’ın ürünlerine karşı zaafımı bilir. Aslında bu zaaf marka bağımlılığının doğasından değil, ürünlerin hayatımı daha keyifli bir hale getirmesinden dolayı var. Bir Mac’in ürünsel tasarımı kadar, yazılımsal rahatlıkları benim Apple’dan vazgeçememem için son derece yeterli bir sebep. Sonra farkettim ki mümkün olsa evimi bile şu andaki Mac Os içerisinden görmek isteyebilecek durumdayım. Saolsun benim gibi düşünen bazı insanlar mevcut temayı hazırlamışlar. Hiç bir yerini değiştirmeden aynen koydum buraya. Çok da güzel oldu :) Ben keyifle kullanıyorum. Siz de öyle yapınız.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencilerinin Dikkatine

marmara-universitesi-iletisim-fakultesi-ogrencilerinin-dikkatine

Arkadaşlar,

Daha önce yapamayacağımız dersin tarihini 23 Aralık olarak duyurmuştum. Bu tarihi 30 Aralık 2009 Çarşamba olarak değiştiriyorum. Hepinize duyurulur.

Marmara Üniversitesi Bayram Sonrası Sendromu: Derse Neden Geleyim ki?

marmara-universitesi-bayram-sonrasi-sendromu-derse-neden-geleyim-ki

Kurban Bayramı sonrası ilk ders arkşamı 18:10 sularında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi binasında 308 nolu dersliğe geldiğimde kimseyi bulamadım. Sınıfın ışığı bile açılmamıştı. Bir öğretim üyesi arkadaşımın “Bugün kimse gelmeyebilir. Genel olarak sınıflar ya boş ya da çok az mevcuda sahipti.” uyarısına rağmen çıkıp geldim ancak kendisi haklı çıktı. Bunun bir post-bayram sendromu olduğunu düşünüyorum. Ama gerçek değişmedi: Ders iptal!

Olabilir tabi ki. Ne de olsa insanlık hali değil mi? Şimdiden duyurmakta fayda görüyorum o halde: 9 Aralık ve 23 Aralık tarihindeki derslerimize de ben katılamayacağım. O günlerde yurtdışında olacağım. Bir şekilde telafi edeceğimizi düşünüyorum. 16 Aralık’taki dersimizde görüşmek üzere.

Video Oyunları ve Zorluk Dereceleri Üzerine

video-oyunlari-ve-zorluk-dereceleri-uzerine

International Simulation and Gaming Association tarafından düzenlenen geleneksel iSaga konferansının 40.sı geçtiğimiz Haziran ayının 29′unda bu sefer Singapur’da gerçekleştirildi. Dünyaca ünlü National University of Singapore (NUS)’da video oyunları üzerine Post-Doc araştırmalarını sürdüren dostum Dr. Barbaros Bostan ile birlikte video oyunları ve zorluk dereceleri üzerine bir sunumda bulunduk. Yaklaşımımız ile dikkatleri üzerimize topladığımızı söylemeden geçemeyeceğim. Makaleye şuradan ya da yayınlar kısmından ulaşabilirsiniz.

←Older